İsmail Beşikçi ve Said Nursi Arasında Kürtler 2

Türkiye’de Kürtçülük hareketi denilince Beşikçinin yazdıkları akla gelir. Kendine bir bilim adamı süsü vermesine rağmen asla ilimle alakalı biri değildir. Devletimizin bazı kurumlarının geçmişe yönelik hatalarını (dünyada bu tür günah, hata yapmayan hiçbir kurum hiçbir devlet yoktur.) eski tarihli gazetelere bakarak, olayın yaşandığı dönemin hiçbir şartını, ruhunu, nedenini göz önünde bulundurmadan, 80 yıl sonra yazıp tenkit edip o tenkitten günümüzdeki devleti milleti üniversiteleri sorumlu tutmak asla bilim değildir.

Çok güçlü dış lobilere sahiptir; yıl 1980 Türkiye’nin bir numaralı bürokratı DPT müsteşarı Turgut Özal, yurtdışında ekonomi ile ilgili her temasında şu soruyla karşılaşıyor “İsmail Beşikçi” neden içeride? Batı, Özal'dan hesap soruyor.

Bu konuda Hasan Celal Güzel şu hatırasını anlatıyor."24 Ocak İstikrar Paketi'ni hazırlayıp iflâs etmiş ekonomiyi çalıştırmaya gayret ederken, karşımıza en büyük engel olarak neyin çıkarıldığını aslâ tahmin edemezsiniz. Demirel'in deyimiyle '70 sente muhtaç olduğumuz' o günlerde yardım taleplerimiz karşısında, Türkiye'de düşünce özgürlüğünün olmadığını 'İsmail Beşikçi Olayı' ile anlatıyorlardı. 1980 Şubatı'nda bir gün, o sırada Başbakanlık Müsteşarı olarak bulunan ve ekonomiyi yöneten merhum Özal beni çağırıp, "Hasan, herkes İsmail Beşikçi'den bahsediyor. Bu meseleyi halledemez miyiz?" diye sordu. (http://m.radikal.com.tr/yazarlar/hasan_celal_guzel/insan_haklari_cifte_standartlar_ve_yasaklar-765718)

 Burada şuna dikkat çekelim Batı, 28 şubatta yaşanan o kadar mağduriyetin ardına neden düşmedi? Neden her haksızlık; hatta Milli Görüş Partilerinin kapatılması AHİM’den geri döndü.

Yine İsmail Beşikçi’nini , şifa bulmaz İslam karşıtlığının bir misali de Kürt Aydını üzerine tezler isimli eseridir. Bu kitapta anlattığına göre; Kürtlerin Ortadoğu'da tek müttefiki  Yahudilerdir. Ona göre Filistinlilerin durumu ile Türkiye'deki Kürtlerin durumu aynıdır. Beşikçi için İslam kardeşliği fikrinin, Kürtler için çok büyük bir tehlike olduğuna inanır (Kürt Aydını Üzerine Tezler ,shf. 71-72)

Kamuoyunda pek bilinmez ancak biz belirtelim: Türkiye ile Esad yönetiminin arasının açılmasının bir nedeni de Türkiye'nin kimlikleri bile olmayan 3 milyonluk Suriyeli Kürt için Suriye Baas yönetiminden vatandaşlık hakkını istemesidir.. Barış Gönüllüleri Amerikan Hükümetinin 1961'den başlayarak tüm dünyada yürürlüğe koyduğu kapsamlı ve geniş çaplı bir gönüllü yardım programının adıdır. Barış Gönüllüleri Türk Hükümeti ile yaptığı özel anlaşmalara dayanarak 1962 ilâ 1971 yılları arasında bu ülkede gerçekleştirdiği ve "barışçı görüntüsü altında Amerikan emperyalizminin ve militarizminin yeni bir misyonerlik çalışması adı altında yürüttüğü, gizli amaç taşıyan bir ajan faaliyetidir. (Bu konuda Müslim Özbalkan'ın Gizli Belgelerle Barış Gönüllüleri kitabına bakınız)Ancak bu ajan faaliyeti İsmail Beşikçi bakınız nasıl da övüyor. Türkiye'deki Amerikan Barış Gönüllülerini bakınız nasıl da övüyor: “1960'lı yılların ortalarında, Türkiye ve Kürdistan'ın hemen hemen tüm illerinde Amerikan Barış Gönüllüleri vardı. Amerikan Barış Gönüllüleri, okullarda, köylerde, kasabalarında , çeşitli birimlerde çalışıyorlardı. İsteyenlere İngilizce öğretiyorlar, köylerde toplum kalkınması çalışmalarına katılıyorlardı. Türkiye'de özellikle solcular, sol siyasal akımlar. Amerikan Barış Gönüllüleri'ne şiddetle karşı çıkıyorlardı. Amerikan emperyalizminin, Barış Gönüllüleri aracılığıyla Türk insanlarını yozlaştırmaya çalıştığını vurguluyorlardı. Türk insanları artık Amerikan emperyalizminin istediği kalıplara göre yetiştirilecekti. Bu süreç Kürtler tarafından da eleştiriliyordu. Gerek solcu Kürtler, gerek dinsel bakımdan sağ akımlarda yer alan Kürtler, Amerikan kültür kalıplarına göre yetiştirilmesine karşı çıkıyorlardı. Bu bakımdan Barış Gönüllülerini şiddetle eleştiriyordu. Barış Gönüllüleri'ni protesto eden yazılar yayınlanıyor; gösteriler, mitingler, yürüyüşler düzenliyorlar; konferanslar veriyordu.”

 İsmail Beşikçi, kendi sitesinde Alevilikle ilgili yazdığı yazıda gönüllü hidayete ermekle, baskı yoluyla yok değiştirilme anlamına gelen asimilasyonu biribirine karıştırmaktadır. Ona göre Alevilik ayrı bir dindir veİslamiyet kılıç zoru ile yayılmıştır.

"Aleviliği, öbür dinlerden ayıran önemli bir özellik daha var. Öbür dinler, özelilikle İslamiyet, dini tebliğ ederek taraftarlarını çoğaltmaya gayret ederler. Öbür halkları, inançları, Müslümanlığa çağırmak, İslamiyet’in çok önemli bir özelliğidir. Alevilikte, öbür halkları, inançları Aleviliğe çağırmak gibi bir durum yoktur. İslam, yedinci yüzyılın ortalarından itibaren Arabistan’dan çıkarak, Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika ve Orta Asya içlerinde gelişmeye başladı. İslam’ın gelişmesi çoğu yerde kılıç zoruyla olmuştur. Bu gelişmenin itici gücü şüphesiz ganimet elde etmektir. İslam, Yakındoğu’nun, Ortadoğu’nun tarihsel inançları üzerinde çok büyük bir baskı oluşturmuştur. Bunlara Aryen inançlar, denebilir. İslam, onları yasaklamış İslamiyet’i kabule zorlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde, halkın % 99’u, hatta, % 99’dan da fazlası Müslüman’dır anlayışını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bu, Alevileri, Müslüman kabul eden bir anlayıştır. Bu anlayış resmi ideolojinin çok önemli bir boyutudur. Alevileri Müslümanlaştırmak için yoğun ve yaygın bir program uygulandığı da açıktır."

İsmail Beşikçi, emperyalist Batının içimizdeki adamıdır. 50 senedir Kürtçülük adına, İslam’a saldırır, iftira atar işte bir başka yazısı:

" İslam, Yakındoğu’nun, Ortadoğu’nun tarihsel inançları üzerinde çok büyük bir baskı oluşturmuştur. Bunlara Aryen inançlar, denebilir. İslam, onları yasaklamış İslamiyeti kabule zorlamıştır. Mitra, Zerdüşt, Mani, Mazdek, Reya Heq (Alevi), Ezdi inançları üzerinde çok büyük, çok ağır, kapsamlı baskılar söz konusudur."

İsmail Beşikçi güya asimilasyona karşı! ama asimilasyondan ne anlıyor? İfadelerini yazalım daha iyi anlaşılır: “İslamiyet putperestliği asimile etmiş, Arabistan'da putperest bırakmamıştır. İslamiyet Zerdüştlüğü asimile etmiş, ateşgedeler,ateşe tapma yerleri yok olmuştur.İslamiyet Yezidiliği asimile etmiştir. (Halbuki Yezidilik 13.yüzyılda ortaya çıkmıştır.) İslamiyet mani dinini asimile etmiştir”

Tarih şahittir ki tebliğde bulunan her din, fikir üstünlüğü, anlatımı, mükemmelliği karşısında her inancı eritebilir. İsmail Beşikçi buna asimilasyon diyor. Anlattıkları doğru değildir. İran'da bugün hala Zerdüşt vardır.Ezidilik (Yezidilik) ise 14.yüzyılda ortaya çıkmıştır. Yezidilik Dürzîlik daha bazı sapkın inançlar İslam karşısında korunmak için kendi müntesiplerine Müslümanlarla tartışmayı yasak etmiştir.

Beşikçi, çağdaş bir Lawrence’dir. “Bugünlerde de, (24 Ocak 2015) Paris’deki Charlie Hebdo dergisindeki karikatürlerden dolayı Diyarbakır’da mitingler düzenleniyor. Kürt soykırımlarına sessiz kalan Kürd Müslümanların bu etkinlikler düzenlemesi çok ilgi çekici. Bunlar, örneğin, neden Çorum’da, Yozgat’da, Balıkesir de vs. değil de Diyarbakır’da düzenleniyor? .Sık sık, Filistin’e sahip çıkma, Kutlu Doğum Haftası gibi etkinlikler düzenleyen Kürd Müslümanlar, Peygamber, sadece Kürdler için mi Peygamber?!.http://www.ismailbesikcivakfi.org/default.asp…

İsmail Beşikçi’den tuhaf bir soru “Müslümanlar 1920'deki Cemeyiti Akvamın Kürdleri bölmesine niye karşı çıkmamış.” 1920'da yeryüzünde bağımsız bir İslam devleti bile yoktu. İslami söylemlerin özellikle Türkiye siyasetinde konuşulması 1970'lerde başlar. Fırat ve Diclenin ayrı doğup deniz döküleceği noktada birleşmesinde hikmet arayan Sezai Karakoç sürgün şiirinde tekrar İslam milletlerinin birleşmesi hayalini kurar.  (Devam edeceğiz...)

 Okunma Sayısı : 1950     info@eksenegitim.org

Diğer Yazıları